Dünyanın en geniş katılımlı ve prestijli yıllık fotoğraf yarışmaları ile ünlü olan World Press Photo (Dünya Basın Fotoğrafı Vakfı) Amsterdam’da 1925 yılında kurulmuş bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir organizasyondur. World Press Photo Ödül Töreni Amsterdam’da yapılır ve kazanan fotoğraflar ilk önce Dam Meydanı’ndaki De Nieuwe Kerk Kilisesi’nde sergilenir. Amsterdam’daki açılışla dünya turuna başlayan sergi, her yıl 45 ülkedeki 100 kenti dolaşır ve milyonlarca kişiye ulaşır.  Fotoğraflar her yıl hazırlanan albümde toplanarak altı dilde yayınlanır.

8 farklı kategoride düzenlenen yarışmada her yıl bir fotoğrafa “Yılın Basın Fotoğrafı Ödülü” verilir. Bu yılki yarışmaya 126 ülkeden 5.034 fotoğrafçı ve 80.408 fotoğraf katıldı. Vakıf, her yıl birinci seçilen fotoğrafı 10 bin Euro para ödülü ile ödüllendiriyor. Bu yılki ödüller 60. kez verilmesi açısından önem taşıyor.

Ödüllerin verildiği kategoriler: Günümüz Sorunları, Günlük Hayat, Genel Haberler, Uzun Vadeli Projeler, Doğa,  İnsanlar, Spor, Spot Haberler.

19 Aralık 2016’da Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi’ndeki bir fotoğraf sergisi açılışı sırasında Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a yapılan suikastı fotoğraflayan Associated Press Foto Muhabiri Burhan Özbilici, World Press Photo 2017 Yılın Basın Fotoğrafı Ödülü’nü kazandı. Rus Büyükelçi’yi öldüren polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ı görüntüleyen Özbilici saldırı anında insanlar kaçışırken soğukkanlı bir şekilde deklanşöre basarak o anı ölümsüzleştirmişti. Özbilici, 1955 ylından bu yana düzenlen yarışmada büyük ödülü kazanan ikinci Türk oldu.

Burhan Özbilici © WPP 2017 Yılın Basın Fotoğrafı Ödülü

 

Özbilici saldırıyı saniye saniye fotoğraflarıyla görüntülemişti. Saldırının ardından: “Birbirini izleyen silah sesleri geldi ve panik oluştu. Büyükelçinin bedeni yere düştü, benden birkaç adım öteye. Üzerinde hiç kan göremedim. Sırtından vurulmuş olabileceğini düşündüm. Ne gerçekleştiğini anlamam birkaç saniyemi aldı. Bir adam önümde ölmüştü, bir hayat gözlerimin önünde yitip gitmişti” diye konuşmuştu.

Bu yılki jüri üyelerinden Stuart Franklin’in bu fotoğrafa karşıt oy kullanması ödülle ilgili tartışmaları beraberinde getirdi (Stuart Franklin, 1989 yılında Çin’in başkenti Pekin’deki Tiananmen Meydanı’ndaki  hükümet karşıtı gösteriler sırasında elindeki pazar filesi ile tanklara karşı duran ünlü “Meçhul Asi” fotoğrafını çeken Amerika’lı fotoğrafçıdır). Franklin fotoğraf hakkında şu açıklamalarda bulunmuş:

“Bu fotoğrafı çekme konusundaki cesareti ve becerisi ona bu ödülü kazandırdı. Bu ödülle birlikte World Press Photo’nun verdiği ve suikast kapsamına giren bu üçüncü ödül. En ünlüsü 1968’de Eddie Adams tarafından fotoğraflanan bir Viet Kong (Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi) şüphelisinin öldürülmesiydi. Özbilici’nin çektiği etkileyici bir fotoğraf ama yılın fotoğrafı olmasına kesinlikle karşı çıktım. Tartışmayı da dar bir şekilde kaybettim. Karşı oy kullanmıştım. Üzgünüm Burhan. Bu, bir cinayetin, katilin ve maktülün fotoğrafıdır ve her ikisi de aynı resimde görülüyor. Ahlaki açıdan teröristin adam öldüren fotoğrafına ödül vermek sorunlu bir karar.”

Eddie Adams © WPP 1968 Yılın Basın Fotoğrafı Ödülü

15 Şubat 2017 tarihli Haber Türk gazetesinde Leyla Ünal’ın hazırladığı haberde konuyla ilgili tartışmalara geniş yer verilmiştir. İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü görevini sürdüren ve Türk fotoğraf camiasının yakından tanıdığı Prof. Dr. Özer Kanburoğlu fotoğrafla ve Franklin’in açıklamalarıyla  ilgili olarak:

Eddie Adams’ın 1968’de Vietnam’da çektiği, generalin gerillayı sokak ortasında infaz ettiği fotoğraf kafamda canlandı. Bence bu fotoğraf etik değildi çünkü Adams infazı önleyebilirdi. Adams’ın ölümünden sonra bile bu durum tartışılmaya devam ediyor. Bu şekilde onlarca örnek varken Özbilici’nin çektiği bu fotoğrafı eleştirmek yersiz. Bu fotoğrafta etik bir sorun yok. Haber fotoğrafçısının görevi, şahit olduğu olayları görsel kayıt altına almaktır” diyerek Özbilici’nin aldığı ödülü desteklemiştir.

Eski Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi’nin konuyla ilgili düşünceleri ise şöyle:

“Orada bir cinayet övülüyor değil ki terör propagandası olsun. Çok başarılı bir fotoğraf olduğunu düşünüyorum. Olayın vahameti ayrı bir şey. Ünlü bir resim ya da heykel nasıl ki müstehcenlik olarak görülmezse, o fotoğrafın da bir cinayetin övgüsü değil fotoğrafçının başarısı olarak görülmesi gerekiyor.”

Türkiye Foto Muhabirleri Derneği Başkanı Rıza Özel:

“Basın fotoğrafının estetik duruşu her zaman tartışılmıştır ama söz konusu olan anlık olayların değerlendirildiği bir kategori. Burada gelişen ani bir olayda foto muhabirinin refleksi ve cesareti de elbette değerlendirilmeli. Elbette ödül verilmeliydi. Burhan Özbilici, ödülü hak ediyor ama bazen bu tür yarışmalarda politik tavır öne çıkıyor” sözleriyle olayı yorumlamıştır.

World Press Photo Yılın Basın Fotoğrafı Ödülü’nü kazanan ilk Türk, 1983 yılında Erzurum depreminde çektiği fotoğrafıyla Hürriyet Foto Muhabiliri Mustafa Bozdemir olmuştur. Mustafa Bozdemir’in Erzurum Koyunören Köyü’nde çektiği fotoğrafta Kezban Özer ismindeki kadın 7.1 büyüklüğündeki deprem sonrasında hayatını kaybeden beş çocuğunun cansız bedenlerinin başındayken gözüküyor. Deprem, sabah saat 05.00 civarı, kocası ile inekleri sağarken ve çocukları evde uyurken meydana gelmiş. Deprem bölgedeki 147 köyü yok etmiş ve 1333 kişiyi öldürmüş.

Mustafa Bozdemir © WPP 1983 Yılın Fotoğrafı Ödülü

Amsterdam’da gezdiğimiz World Press Photo 2017 sergisinde birbirinden etkileyici fotoğraflar ve hikayeler vardı. Bu yıl dereceye giren fotoğraflardan birkaçının hikayesi şöyle: 

Tuzağa düşürülen Caretta Caretta © Francis Pérez (Doğa kategorisi  1.lik Ödülü)

Kanarya Adaları kıyısında balıkçı ağlarına takılmış bir deniz kaplumbağasının yüzme anını gösteren bu fotoğraf oldukça etkileyici. Deniz kaplumbağaları Uluslararası Doğa Koruma Birliği tarafından “savunmasız türler” olarak sınıflandırılmış. Balıkçılar tarafından denizlere bırakılan bu ağların yanısıra insanların kaplumbağaları et ve yumurtaları için avlamaları ve kıyıların kentleşmeye bağlı olarak kirlenmesi kaplumbağalar için başlıca tehdit unsurları.

© Francis Pérez

Terlemek Şampiyon Yapar © Wang Tiejun (Günlük Yaşam kategorisi  2.lik Ödülü)

Çin’in Xuzhou kentindeki jimnastik okulu öğrencileri, öğleden sonra 30 dakika boyunca ayak parmağı egzersizi eğitimi yapıyor. Çin’de, ülkenin olimpiyatlarda temsil edilmesi için sporcu yetiştiren 2000’den fazla spor okulu var. Eğitim çok yoğun ve günümüzde az sayıda anne-baba çocuklarının bu kadar yorucu tempoya katlanmasına istekli.

© Wang Tiejun

Vahşi Pandalar © Ami Vitale (Doğa kategorisi foto-öykü 2.lik Ödülü)

Günümüzün en önemli basın fotoğrafçılarından kabul edilen Ami Vitale yıllarca savaş fotoğrafları çektikten sonra içinde bulunduğu depresif halden kurtulmak için panda fotoğrafları çekmeye yönelmiş ve üç yıl boyunca Çin’in Sichuan şehrindeki pandaların yaşamlarını fotoğraflamış. Vitale, panda çişiyle spreylenmiş kostümler giyerek pandaların arasına girmeyi başarmış. Birgün 16 yaşındaki dev panda Ye Ye ortaya çıkmış ve süper modelleri aratmayan bir poz vererek ortadan kaybolmuş.

© Ami Vitale

Filipinlerin En Kalabalık Hapishanesi © Noel Celis (Genel Haberler3.lük Ödülü)

Filipinler’in başkenti Manila’da bulunan Quezon City Hapishanesindeki mahkûmlar aşırı yoğunluktan dolayı geceleri merdivenlerde uyuyor. Hapishane, 1953’te 800 kişiyi ağırlamak üzere inşa edilmiş  ancak Birleşmiş Milletler burada 278’den fazla mahkumun barındıralamayacağını söylemiş. Ağustos ayında Time Dergisi haberinde Quezon’da 3.800 mahkum bulunduğunu bildirdi.

Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte uyuşturucuyla savaş ilan edince hapishanelerdeki nüfus hızla yükselmiş. Eylül 2016’da BBC’de çıkan bir haberde Duterte, uyuşturucuyla mücadele için yürüttüğü kampanyayı Yahudi Soykırımı ile kıyaslamış. Rodrigo Duterte “Hitler 3 milyon Yahudiyi katletti. Ülkemde 3 milyon uyuşturucu bağımlısı var. Onları Hitler gibi katletmekten memnuniyet duyarım.” diyerek uyuşturucu kullanımına tepkisini dile getirmiş.

© Noel Celis

Bu yıl ödül kazanan fotoğrafların tamamını World Press Photo resmi web sitesi üzerinden görmek için TIKLAYINIZ…

Gelelim serginin yapıldığı muhteşem kiliseye… Amsterdam’ın kalbindeki ünlü Dam Meydanı’nda bulunan De Nieuwe Kerk (Yeni Kilise) adı yeni olsa da kendi oldukça eski bir kilise. 1380 yılında inşaatına başlanan kilise 1410 yılında açılmış. Günümüzde yalnızca bir ibadet yeri olarak değil aynı zamanda konserlerin, sergilerin, müzayedelerin, cenaze, evlilik ve ödül törenlerinin hatta sosyal nitelikli özel etkinliklerin yapıldığı bir mekan olarak da kullanılmakta.

Kilise içinde farklı birkaç sergileme yöntemi kullanılmış. Ortadaki büyük alanda demir konstrüksiyondan yapılmış eğimli yüzeylere büyük fotoğraf baskıları ve tanıtım bilgileri yerleştirilmiş. Koridorlarda sırt sırta vermiş iki fotoğraf tavandan sarkıtılan çok ince çelik iplerle tutturulmuş ve demir ağırlıklarla yere sabitlenmiş. Bu ince çelik ipler sayesinde fotoğraflar havada uçuyormuşçasına bir etki yaratılmış ve dahası kiliseye hiç zarar verilmemiş.

Tarihi bir yapının nasıl bir sanat mabedi olabileceğinin başarılı örneklerinden olan kilise; tarihe saygılı olduğu kadar kentine değer katan, zengin sergileme yöntemlerinin uygulandığı özenli bir mekan olarak nitelendirilebilir.

Son olarak; kazanan fotoğraflar World Press Photo web sitesinde ve gazetelerde yayınlansa da, böylesine kaliteli ve büyük baskıları böyle şahane bir mimarinin içinde izlemek harika bir deneyim. Sergiden çıkarken dünyanın sorunlarını, insanlığın geldiği acımasız noktayı, doğayı, tahribatı, fotoğrafı ve gerçekliği içinizde hissederek ayrılıyorsunuz…

Mehmet YASA © 2017

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *